MİLLİYET.COM.TR / İsrail basınında Türkiye’nin bölgedeki yükselen etkisine ilişkin dikkat çeken bir analiz yayımlandı.
‘HAYATİ HATA’
Kanal 12’de eski Askeri İstihbarat Başkanı Tamir Heyman imzasıyla yayımlanan “Türkiye, İran değildir” başlıklı analizde, Türkiye’nin askeri gücü ve Orta Doğu’daki genişleyen nüfuzuna dikkat çekilirken, Ankara’nın İran’la aynı tehdit kategorisine konulmasının İsrail açısından “hayati hata” olacağı belirtildi.
Heyman, Türkiye’nin bölgesel ve uluslararası etkisini giderek artırdığını vurgulayarak, İsrail’in Ankara’ya karşı izlemesi gereken yolun doğrudan askeri mücadele değil, siyasi ve diplomatik araçlarla şekillendirilmesi gerektiğini savundu.
‘TEL AVİV’İ ATEŞE ATIYOR’
Heyman analizinin en dikkat çekici bölümünde, Türkiye ile İran’ın aynı kefeye konulmasına sert biçimde karşı çıktı.
“Türk tehdidini İran tehdidiyle kıyaslayan herkes Türkiye’nin büyüklüğünü anlamıyor ve onlara iyilik yapıyor. Tel Aviv’i ise ateşe atıyor” ifadelerini kullanan Heyman, Türkiye’ye yönelik yaklaşımın İran’a karşı uygulanan stratejilerin bir kopyası olmaması gerektiğini belirtti.
‘TÜRKİYE DÜŞMAN DEVLET HALİNE GETİRİLMEMELİ’
Heyman’a göre Türkiye, askeri düzeyde doğrudan “yenilmesi” gereken bir rakip olarak görülmemeli. Ankara’nın artan etkisiyle başa çıkmanın yolu, Türkiye’yi düşman haline getirecek askeri bir tanımlamadan ziyade siyasi ve diplomatik araçlardan geçiyor.
Analizin vardığı sonuç ise oldukça net: Türkiye düşman devlet haline getirilmemeli.
‘İSRAİL’İ KUŞATAN KONUŞLANMA’
Heyman’ın analizinde Türkiye’nin bölgedeki askeri varlığına ilişkin dikkat çekici rakamlar da yer aldı.
Türkiye’nin halihazırda Orta Doğu ve Afrika’da 13 ülkede askeri olarak bulunduğu ve Orta Doğu genelinde yüzden fazla askeri tesise sahip olduğu belirtildi. Analizde Ankara’nın yalnızca kara bölgesinde değil, Kızıldeniz ve Basra Körfezi’nde de faaliyet gösterdiğine dikkat çekildi.
Heyman, Türkiye’nin etkisini Lübnan ve özellikle Suriye’de genişlettiğini savundu. Türkiye’nin Gazze’de de “Barış Konseyi”ndeki kapsamında yer aldığına işaret eden Heyman, bütün bu gelişmelerin dışarıdan bakıldığında Tel Aviv kulislerinde İsrail’i kuşatmaya yönelik stratejik bir konuşlanma olduğunu ifade etti.

‘TÜRKİYE’NİN ASKERİ YETENEKLERİ SON DERECE ETKİLEYİCİ’
İsrailli eski istihbarat başkanı, Ankara’ya yönelik endişelerin tamamen temelsiz olmadığını da özellikle vurguladı.
Heyman, “Türkiye’nin askeri yetenekleri son derece etkileyici, Orta Doğu’daki varlığı tehdit edici” değerlendirmesinde bulundu.
Ancak bütün bu unsurlara rağmen Türkiye’nin doğrudan “tehdit unsurları” arasına dahil edilmesinin yanlış olduğu sonucuna vardı.
Heyman’a göre İsrail’in Türkiye’yi resmen bir referans tehdit olarak konumlandırması, iki ülkeyi birbirlerinin askeri hazırlıklarını tehdit olarak algılayacağı bir döngünün içine sokabilir.
‘KENDİ KENDİNİ GERÇEKLEŞTİREN KEHANET’
Analizin en çarpıcı bölümlerinden biri ise iki ülke arasında yaşanabilecek olası tırmanma döngüsüne ilişkin uyarı oldu.
Heyman bu durumu “kendi kendini gerçekleştiren bir kehanet” olarak tanımladı.
Senaryoya göre İsrail, Türkiye’yi temel bir tehdit olarak kabul ederse İsrail Savunma Kuvvetleri Türkiye’ye karşı hazırlık yapmaya başlayacak. Türkiye bu hazırlığı kendisine yönelik bir tehdit olarak algılayacak ve buna karşılık İsrail’i varoluşsal bir tehdit olarak görmeye başlayacak.
Bunun sonucunda Ankara da askeri hazırlıklarını artıracak. İsrail istihbaratı bu hazırlıkları tespit ettiğinde ise bunları ilk değerlendirmelerinin doğrulanması olarak yorumlayacak.
Ve böylece Heyman’a göre iki tarafın da birbirinin hamlelerini tehdit olarak algıladığı, tamamen gereksiz bir tırmanma döngüsü ortaya çıkacak.

‘DOĞRU AMA YETERLİ DEĞİL’
Heyman, İsrail’in Yunanistan ile yaptığı savunma anlaşmasını da değerlendirdi.
İsrail’in kendisini savunma kabiliyetlerini güçlendirmek amacıyla Yunanistan ile yaptığı anlaşmanın “doğru yönde atılmış önemli bir adım” olduğunu belirten Heyman, bunun özellikle mevcut gerilimin daha da artması ihtimali göz önüne alındığında tek başına yeterli olmadığını savundu.
Bunun yerine İsrail’in Türkiye’ye karşı daha geniş ve çok katmanlı bir strateji geliştirmesi gerektiğini belirtti.
‘ÜÇLÜ GÜÇ ÇEMBERİ’
Heyman, Türkiye’yi gelecekte ortaya çıkabilecek bir tehdit ihtimaline karşı tamamen görmezden gelmeyi de önermezken “İsrail, uzun vadeli güç geliştirme çalışmalarını sürdürmelidir. Bu kapsamda hem İran hem de Türkiye açısından önem taşıyan istihbarat, deniz gücü ve ateş gücü kabiliyetlerine yatırım yapılması gerekir yani üçlü güç çemberi öncelik olmalıdır” dedi.
‘GÖZ ARDI EDİLMEMELİ’
Analizin sonunda Heyman, Türkiye’nin günden güne artan gücünün göz ardı edilmemesini bu kapsamda Yunanistan ve Güney Kıbrıs Rum Yönetimi ile diplomatik ve savunma ilişkilerinin güçlendirilmesini, Pakistan-Türkiye bağlantısını ciddi bir stratejik unsur olarak gören Hindistan ile iş birliğinin geliştirilmesini önerdi.
Güvenlik alanında ise tehlikeli senaryolara karşı çok yönlü bir güç oluşturulmasını öneren Heyman, bunun yanında İsrail ile Türkiye arasında gerilimi kontrol altında tutacak doğrudan bir temas mekanizmasının sürdürülmesi gerektiğini vurguladı.
Yunan profesörden yayında Türkiye iddiası! ‘Kilit noktaya’ dikkat çekti: ‘Son oyun yaklaşıyor’
Sosyal medya fenomeninin dehşet verici ölümü! Otopsi raporunda şok detay: ‘Ağaca bağlanıp yakıldı’




